• Forumumuza Moderatörlük ve İçerik Ekibi Alımları Başlamıştır. Başvuru İçin "Zeo" İle İrtibata Geçebilirsiniz.

Laf olsun diye bir deyim mi ?

Dorukisrak

Moderator
Moderatör
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle yıllardır aklımda kalan küçük gibi görünen ama insan ilişkileri hakkında çok şey anlatan bir anımı paylaşmak istiyorum. Bazen günlük hayatta söylediğimiz birkaç kelimenin nereden geldiğini, hangi duyguları taşıdığını hiç düşünmeden kullanıyoruz. “Laf olsun diye söyledim” cümlesi de bunlardan biri. Ben de bu deyimin sadece boş konuşmayı anlatan sıradan bir ifade olduğunu sanıyordum. Ta ki eski bir köy evinde başlayan, aile büyüklerinin anılarıyla şekillenen bir sohbetin içinde bu sözün aslında insan davranışlarını anlamak için ne kadar derin bir kapı açtığını fark edene kadar.

Siz hiç bir cümlenin gerçekten “laf olsun diye” mi söylendiğini düşündünüz mü? Yoksa bazen önemsemediğimiz sözlerin altında anlatılmayı bekleyen başka hikâyeler olabilir mi?

Eski Bir Sandık, Eski Hikâyeler ve Bir Deyimin İzleri

Birkaç yıl önce ailemden kalan eski bir evin düzenlenmesine yardım ediyordum. Ev, yıllarca aynı yerde duran eşyaların ve hatıraların saklandığı bir zaman kapsülü gibiydi. Çatı katında bulduğumuz eski bir sandığın içinden mektuplar, fotoğraflar ve günlükler çıktı. Büyükannemin gençlik yıllarına ait bazı notlar özellikle dikkatimi çekti.

O notlarda sık sık insanların birbirleriyle konuşma biçimlerinden bahsediyordu. Büyükannem, geçmişte insanların bugünkü kadar hızlı iletişim kurmadığını, bir sözün bazen günlerce düşünüldüğünü anlatıyordu. Bir komşunun kapıya gelip “Bir çay içmeye geldim” demesi bile aslında sadece çay içmek anlamına gelmiyordu. O ziyaret, hâl hatır sormak, dayanışmak ve yalnızlığı paylaşmak demekti.

O sırada fark ettim ki “laf olsun diye” sözü, her zaman değersiz bir konuşmayı anlatmıyordu. Bazen insanlar sırf sohbet başlatmak, bir bağ kurmak veya ortamın sessizliğini kırmak için konuşuyordu. Modern yaşamda bu tür küçük konuşmalar gereksiz görülebiliyor ancak insan ilişkilerinin temelinde çoğu zaman bu küçük cümleler bulunuyor.

Laf Olsun Diye Söylemek Gerçekten Boş Konuşmak mı?

Türkçede “laf olsun diye” genellikle bir işin ciddiyetsiz yapıldığını veya bir sözün gerçek bir amaç taşımadığını anlatmak için kullanılır. Örneğin biri bir konu hakkında hiçbir araştırma yapmadan yorum yaptığında “laf olsun diye konuşuyor” denilebilir.

Ancak burada ilginç bir ayrım vardır. Her konuşmanın amacı bilgi vermek değildir. İnsan bazen sadece karşısındakiyle bağ kurmak için konuşur. Bir arkadaşın “Bugün hava ne güzel” demesi meteorolojik bir değerlendirme olmayabilir. Belki de aslında “Seninle biraz vakit geçirmek istiyorum” demenin farklı bir yoludur.

Bu noktada hikâyemizdeki iki karakterden bahsetmek istiyorum: Dedem Mehmet ve teyzem Aylin.

Dedem eski bir mühendis olarak olaylara daha çok çözüm odaklı yaklaşırdı. Bir sorun çıktığında hemen plan yapar, seçenekleri değerlendirir ve en kısa yolu bulmaya çalışırdı. Ona göre söylenen her sözün bir amacı olmalıydı. Gereksiz tartışmaları sevmez, “Madem bir şey konuşuyoruz, sonunda bir sonuca ulaşalım” derdi.

Teyzem Aylin ise insan ilişkileri konusunda çok farklı düşünürdü. Bir gün dedemle yaptığı bir sohbette şöyle demişti:

“Her konuşmanın sonunda bir çözüm çıkması gerekmiyor. Bazen insan sadece anlaşılmak ister.”

Bu iki yaklaşım arasında yıllarca süren küçük tartışmalar olurdu. Ancak zaman içinde ikisinin de haklı olduğu noktalar olduğunu gördüm. Dedemin stratejik düşüncesi aile içinde birçok problemi çözüyordu. Teyzemin empatik yaklaşımı ise insanların kendilerini değerli hissetmesini sağlıyordu.

Aslında bu durum kadın ve erkeklerin iletişim biçimleriyle ilgili yapılan genel gözlemlerde de sıkça tartışılan bir konudur. Toplumda erkeklerin daha çok çözüm arayan, kadınların ise daha çok duygu ve ilişki odaklı olduğu söylenir. Fakat bunu kesin bir kural gibi görmek doğru değildir. İnsanların yetişme biçimleri, karakterleri ve yaşam deneyimleri iletişim tarzlarını belirler.

Dedem duyguları önemsemeyen biri değildi; sadece sevgisini daha çok çözüm üreterek gösterirdi. Teyzem de gerçeklerden kopuk değildi; gerektiğinde çok güçlü stratejiler geliştirebilirdi. Onları farklı yapan şey cinsiyetlerinden çok hayata bakış biçimleriydi.

Toplumsal Değişim ve Sözlerin Anlam Kazanması

“Laf olsun diye” deyimini anlamak için toplumun iletişim alışkanlıklarına da bakmak gerekir. Geçmişte insanlar uzun sohbetlerle, kahve toplantılarıyla, mahalle ziyaretleriyle birbirleriyle bağ kurardı. Günümüzde ise mesajlaşma uygulamaları ve hızlı iletişim araçları nedeniyle konuşmalar daha kısa ve doğrudan hale geldi.

Eskiden birinin uzun uzun anlattığı bir hikâye sabırla dinlenirken, bugün birçok kişi “sonuç ne?” diye düşünmeye başlayabiliyor. Bu değişim, çözüm odaklı düşüncenin güçlenmesini sağlarken bazen sohbetin insani tarafını geri plana atabiliyor.

Araştırmacıların sosyal bağlar üzerine yaptığı çalışmalar da insanların yalnızca bilgi alışverişi için değil, aidiyet ve güven duygusu için de iletişim kurduğunu gösteriyor. Örneğin psikologların sosyal ilişkiler üzerine yaptığı birçok çalışma, düzenli ve anlamlı iletişimin insan psikolojisi üzerindeki önemine dikkat çekiyor.

Belki de asıl mesele, hangi sözün gerçekten gereksiz olduğunu anlayabilmekte yatıyor. Bir arkadaşınızın anlattığı küçük bir hikâye size önemsiz gelebilir. Fakat o hikâyeyi anlatan kişi için bu, gününün en önemli paylaşımı olabilir.

Bir Akşam Sohbetinin Bana Öğrettiği Ders

Yıllar sonra ailece yaptığımız bir akşam sohbetinde bu konuyu tekrar düşündüm. Dedem artık yaşlanmıştı, teyzem ise hâlâ herkesin derdini dinleyen kişiydi. Masada geçmişten konuşurken dedem gülerek şöyle dedi:

“Ben yıllarca her lafın bir yere varması gerektiğini düşündüm. Ama bazı sözler vardır, vardığı yer insanın kalbidir.”

Bu cümle beni çok etkiledi. Çünkü yıllar önce sandıktan çıkan eski notlarda gördüğüm şeyin aynısını o akşam da anlamıştım. İnsan iletişimi sadece sonuçlardan oluşmaz. Bazen yolculuğun kendisi de değerlidir.

“Laf olsun diye” sözü elbette düşünmeden, anlamsızca konuşmayı anlatabilir. Fakat her kısa sohbeti, her küçük paylaşımı değersiz görmek de doğru değildir. İnsanlar bazen çözüm bulmak için, bazen destek olmak için, bazen de yalnız olmadığını hissetmek için konuşur.

Sizce de günlük hayatta söylediğimiz bazı sözleri fazla hızlı mı değerlendiriyoruz? Birinin anlattığı küçük bir şey gerçekten “laf olsun diye” mi söylenmiştir, yoksa bize görünmeyen başka bir anlam mı taşır?

Belki de bundan sonra duyduğumuz her cümlede sadece “Bu söz ne anlatıyor?” diye değil, “Bu sözün arkasında hangi duygu var?” diye de düşünmek gerekir. Çünkü bazen en sıradan görünen laflar, insanların birbirine uzattığı en önemli köprüler olabilir.
 
Üst